Kategoriler | Vesaire

Tags :

Tokyo Gezi Notları

07 Haziran 2010

DSC00566BIG IN JAPAN


Uzun zamandır hayalini kurduğum bir seyahati en nihayetinde Nisan ayında gerçekleştirebildim ve Tokyo’ya gittim. Maceramız 2 Nisan akşamüstü THY uçağının tekerleklerinin yerden kesilmesiyle başlamış bulundu. Direkt 11.5 saatlik bir yolculuğun ardından Tokyo’ya vardık. Vize derdinin olmaması güzelliğinin yanı sıra havaalanından çıkışımız da gayet hızlı ve kolay oldu. Otele vardığımızda Londra otellerinin düşük standartlarına alışmış bir kişi olarak ilk şoku yaşadım. Otel, konakladığımız sekiz gece boyunca binanın tasarımı, lobisinin ihtişamı, bir yürüyen merdiven uzaklıktaki metro durağı,her gün ütülenmiş, jilet gibi pijamaları, odalardaki ısı ayarlı klozet detaylarına kadar aldığı her kuruşun hakkını fazlasıyla verdi. İşte, kısa notlarla Tokyo seyahati…


Dolls ve Lost in Translation filmlerini seyrettikten sonra “cherry blossom” (kiraz çiçeklerinin açması hadisesi) ve Tokyo ciddi bir takıntı olmuştu. Bu takıntıyı çözebilmek ve hayata geçirebilmek adına aylar boyunca yapmış olduğumuz ön hazırlıklar sonrası Nisan başında Samuraylar ülkesine adımımızı attık. Bu arada, bu ülkeye ve şehre gelmeden önce ciddi bir hazırlık yapmak şart.

“Cherry blossom” mevsimi Nisan başına denk geliyor.Tokyo‘ya Nisan’ın ikinci haftası giderseniz bu müthiş hadiseyi kaçmış oluyor.

Japonya’ya gitmenin güzelliklerinden birisi de vize olmaması. Uçağa atlıyorsunuz, yaklaşık 12 saatlik non-stop bir yolculuğun ardından elinizi kolunuzu sallayarak ülkeye giriyorsunuz.

Uçakta business sınıfında değilseniz veya “exit” koltuklarda oturmuyorsanız ve de rahat uyuyabilen bir tip değilseniz sinir krizi geçirmeniz an meselesi demektir.

Tokyo’da iki farklı metro şirketi var.Durakları,hatları,biletleri farklı.Moskova’yla birlikte dünyanın en büyük iki metro ağından birisi olan Tokyo’da rahat etmek istiyorsanız,havaalanından ayrılmadan “Suica Card” alınız.Hem iki metro şirketinde birden geçiyor hem otobüslere biniyorsunuz hem de kimi yiyecek-içecek otomatlarında para yerine geçiyor.

Metro sistemi gece saat 01.00′de kapanıyor, sabah 05.00′te yeniden çalışmaya başlıyor.İngilizce biliyorsanız probleminiz yok.Aksi takdirde işiniz Allah’a kalmış.

Mümkün mertebe Tokyo’da taksiye binmeyiniz.Aksi takdirde, uzun mesafe olmasa bile servet ödemeniz işten bile değil.

Tokyo’da otellerin standardı bir hayli yüksek.Londra otelleriyle kıyaslandığında bu otellerin standardını en az beşle çarpmak lazım.Müthiş tasarımlar,inanılmaz büyük binalar,konforun her türlüsü.Banyolardaki klozetler ısıtmalı (derecesini siz ayarlıyorsunuz), sesli (!), mentollü.

Tokyo çok pahalı bir şehir olmasına rağmen otel fiyatları göreceli olarak makul denebilir. Bina altlarında metro sistemi olan otelleri seçmeniz hayatınızı kolaylaştıracaktır.

Yanınızda ciddi miktarda nakit para götürmeniz şart. Bu para cinsinin de Japon Yen’i olması faydanıza. Doları yene çevirirken ciddi kayba uğruyorsunuz. Her yerde kredi kartı geçmeyebiliyor.

Tokyo muhtemelen yeryüzündeki en güvenli şehirlerden birisi, hatta en önde geleni desek yalan söylemiş olmayız. Akşamın saat 10′unda metrolarda yolculuk yapan on yaş civarı çocuklara rastlayabiliyorsunuz.

Japonya’da kimse kimseye bakmıyor, asla göz teması kurmuyorlar. Tokyo’d kaldığım dokuz gün boyunca kafelerde, restaurantlarda etrafa bakınan, diğer masaları “kesen” bir tek kişiye dahi denk gelmedik. Kültürel olarak başkalarına bakmak ayıp sayılıyormuş.

Hemen herkes inanılmaz kibar, saygılı ve şok edici derecede yardımseverler. Sorunuza tam cevabı verinceye veya sorununuzu çözünceye kadar çabalıyorlar. Durakta bekleyen birisine bir yol sorduğunuzda yürüme mesafesi yarım saat bile olsa sizi oraya götürmeden rahat etmiyorlar.

Japonların -galiba- 98%’i “skinny”. Zayıflar, şıklar, bakımlılar. Dokuz gün boyunca gözlerime inanamadım. Garip bir şekilde kellik te Japonya’ya uğramamış gözüküyor. Kadınların ciltleri “mermer” gibi. Sivilce diye bir şeyle tanışmamışlar.

Yemek mevzusu hassas mideleri zorlayacak bir problem. Et ve tavuk yemeklerini ağır bir yağda kızarttıkları için yemesi de, hazmı da zor.

Sebze yemeği bulmak pek kolay değil. Sushiler İstanbul’dakilerden farklı, herkesin yiyebileceği şeyler değiller. Dünya mutfağı veya fast food mızmız bünyeler için bulunmaz nimet olabiliyor.

Yeme, içmeye ciddi bir bütçe ayırmanız şart. Asmalımescit’teki ortalama bir lokanta ayarında bir yerde, akşam yemeği için minimum 80 tl bırakıyorsunuz.

Japon biraları harika. Hafif, lezzetli ve içimleri kolay. Favori biram Asahi’ydi.

Kiraz çiçeklerinin şehre kazandırdığı sürreel  atmosfere şahitlik etmek hakikaten inanılmaz bir deneyim. Nisan’ın ilk Pazar’ı, içinde yaklaşık 100 bin kiraz ağacı bulunduran Meiji Shrine parkındaki eğlencelere (hanemi deniyor) katılmak paha biçilmez bir mutluluk.

Meiji Shrine’ın girişindeki Tokyo’lu Elvis’lerin rock’n roll şovlarını seyretmek, bu parka gelmeden Harajuku semtindeki “Harajuku Kızları”nı seyretmek, yine Meiji Shrine’da, binlerce kiraz ağacının arasında korsan tekno partilerde dans etmek insana kendisini adeta bir film setinde hissettiriyor.

Tüm caddeler, yan yollar, sokaklar inanılmaz düzgün. Çukur, asfalt yaması, tümsek gibi şeyleri görmek imkansız. Caddeler ziyadesiyle geniş. Hemen her yer gerçek olamayacak kadar temiz ve bakımlı. Yerlerde en ufak bir çöp görebilmek imkansız.

“Merkez” diye adlandirabileceğimiz en az on bölge mevcut. Binaların ihtişamı göz kamaştırıcı. Hayatımızda ilk defa, bir yabancı şehirden İstanbul’a dönüşte, İstanbul gözümüze gayet küçük ve pejmurde geldi. Bu etki halen de geçmiş değil. Şehirler liginde Tokyo bambaşka bir klasmanda, belki de sadece kendisiyle yarışıyor.

“Electric Town” isimli bölgeyi anlatmak konusunda -klişe tabirle- kelimeler kifayetsiz kalır. Bilim kurgu filmlerinde zaman zaman denk geldiğimiz, her köşeden inanılmaz seviyelerde anime müzikleri duyduğunuz, çığırtkanların teyatral bir şekilde gökyüzüne bağırdıkları, gerçeküstü bir anime ve elektronik eşya cenneti! Başınızın dönmemesi imkansız. Bu bölgeye “Manga Mecca” da deniyor. En masum mangalardan en sapkınına, hepsi yan yana ve yüzbinlerce!

Tokyo’ya gitmişken tabii tapınakları ziyaret etmemek olmaz. Tapınakların yapıları kadar içlerinde gerçekleşen düğün seramonileri de çarpıcı. Rahiplerin ve düğüne gelen aile fertlerinin şıklıkları göz kamaştırıcı.

Büyük çizgi üstadı Hayao Miyazaki’nin kurmuş olduğu Ghibli Stüdyo’sunun müzesi Tokyo’nun hafiften dışında bir bölgede. Bu müze anime fanları için adeta bir “telli baba” fonksiyonu görüyor.

Lost in Translation filminin çekildiği otel Shinjuku bölgesinde yer almakta ve ismi Park Hyatt; biraz ötesindeki Hyatt Regency ile karıştırmamak gerekiyor. yerini bulmak o kadar kolay değil. 52 katlı bir binanın 39 ila 52. katları arasında yer alan otelin meşhur barının ismi ise New York Bar. Hani şu Scarlett Johansson ve Bill Murray’in tanışıp, içki içtikleri bar. Biz de 52. katta, muhteşem bir panaromik Tokyo manzarasına bakarak şampanyamızı ve espresso martinimizi yudumlanın gururunu ve mutluluğunu yaşadık elbet!

Kabaca “atari salonu” diyebileceğimiz oyun merkezlerinin Japonların oyun oynama manyaklığına cevap vermesinin dışında, bir fonksiyonu da evine erken gitmesi ayıp karşılanacak (iş çıkışı patronlarla yemek yemek erkekler için evdeki karılarının gözünde değer kazanmak bakımından çok önemliymiş) erkeklerin vakit geçirebilecekleri yerler olmasıymış.

Müzik tutkunları için Shibuya’daki Tower Records 7 katlı bir cennet. HMV’lerle kıyaslandığında çok daha karakterli bir dükkan olan Tower Records’un sinema ve müzik kitaplarının olduğu katta saatlerinizi geçirebilir, zaman duygunuzu yitirebilirsiniz.

Tokyo’yla ilgili anlatılacak o kadar çok şey var ki bunları kısa bir yazıda özetlemek neredeyse imkansız. Siz iyisi mi kendinize bir güzellik yapın ve bu düşler ülkesini mutlaka ziyaret edin. Pişman olmanız imkansız.

Not: Tokyo fotoğraflarını daha sonra yükleyeceğim.

8 Responses to “Tokyo Gezi Notları”

  1. Loreathan says:

    Biz de yıllardır hayalini kurduğumuz Japonya seyahatimizi Haziran sonunda gerçekleştireceğiz :D
    Bilgielr için teşekkürler. Bunun dışında siz hangi otelde kaldınız?Şunu da yapsaydım dediğiniz bir şey oldu mu?

  2. Merve Özdeniz says:

    Mabbascığım, sayende gitmiş kadar olduk. Hoş Japon baylarınında resimlerini bekliyoruz.

  3. Selin says:

    MabBasss, hEnTaiici seniiii, baNa da Aldin miiii ?

  4. murat says:

    selin hn, güzel eğleniyorsunuz. maşaallah. :)

  5. Aslı Ayaz says:

    Fujisan unutulmamalı bence…aslında en tepesine de çıkamıyorsunuz…bir yerden sonra artık eşeklerle gidiyorsunuz ve kamp kurmanız gerekiyor çünkü çıkış 6 saat kadar sürüyor…(ille zirve inadına girerseniz).Tabii ki soğuk yukarısı…yolda harika manzaralı piknik alanları var…bu arada Fuji eteğinde Lake Kawaguciko görülmeli…

  6. Aslı Ayaz says:

    Bu arada alışveriş merkezleri, metro istasyonları gibi yerlerde yürüyen merdiven kullanım kültürüne dikkat: HER ZAMAN SOLDA DURUNUZ…SAĞI KAPATMAYINIZ. 3 KİŞİ DE GEZSENİZ ARKA ARKAYA İP GİBİ DİZİLİNİZ…SAĞ ACELESİ OLANLAR İÇİN HIZLA ÇIKMASI AMACI İLE BOŞ BIRAKILIR. Birisi kullansa da kullanmasa da sağı kapatmanız büyük saygısızlık gibi bir muamele görür. ısrarla belirtmeliyim!!!

  7. murat says:

    @ Aslı Ayaz. güzel yorumlar. 2012′de fuji rock festivalini ajandama dahil ettim. :)


Yorum Yazin



 

Tek derdimiz

2012 yaz/sonbaharında Türkiye'de konser vermesini istediğiniz isim kimdir?

  • Red Hot Chili Peppers (15%, 21 Votes)
  • Two Door Cinema Club (14%, 20 Votes)
  • The Cure (13%, 18 Votes)
  • Foo Fighters (11%, 16 Votes)
  • Beirut (11%, 15 Votes)
  • Sigur Ros (9%, 13 Votes)
  • The Killers (9%, 12 Votes)
  • The XX (8%, 11 Votes)
  • Portishead (7%, 10 Votes)
  • The Black Keys (7%, 10 Votes)
  • Metronomy (7%, 10 Votes)
  • Florence and The Machine (6%, 9 Votes)
  • Placebo (5%, 7 Votes)
  • The Vaccines (5%, 7 Votes)
  • Feist (4%, 6 Votes)
  • Justice (4%, 6 Votes)
  • M83 (4%, 5 Votes)
  • Deadmau5 (4%, 5 Votes)
  • Gotye (3%, 4 Votes)
  • Green Day (3%, 4 Votes)
  • Amon Tobin (3%, 4 Votes)
  • Keane (3%, 4 Votes)
  • Warpaint (3%, 4 Votes)
  • Jessie J (3%, 4 Votes)
  • The Cranberries (3%, 4 Votes)
  • SBTRKT (2%, 3 Votes)
  • Kanye West & Jay Z (2%, 3 Votes)
  • Wild Beasts (2%, 3 Votes)
  • The Big Pink (2%, 3 Votes)
  • Bon Iver (2%, 3 Votes)
  • Lana Del Rey (2%, 3 Votes)
  • Guns'n Roses (2%, 3 Votes)
  • Garbage (2%, 3 Votes)
  • Ellie Goulding (1%, 2 Votes)
  • Prince (1%, 2 Votes)
  • Swedish House Mafia (1%, 2 Votes)
  • Zaz (1%, 2 Votes)
  • Alicia Keys (1%, 2 Votes)
  • Parov Stelar (1%, 2 Votes)
  • Squarepusher (1%, 2 Votes)
  • Michael Buble (1%, 1 Votes)
  • Caro Emerald (1%, 1 Votes)
  • Example (1%, 1 Votes)
  • Norah Jones (1%, 1 Votes)
  • Metric (1%, 1 Votes)
  • Orbital (1%, 1 Votes)
  • Kimbra (1%, 1 Votes)
  • Katy B (1%, 1 Votes)
  • Laura Marling (1%, 1 Votes)
  • Mika (1%, 1 Votes)
  • Oi Va Voi (0%, 0 Votes)
  • Magnetic Man (0%, 0 Votes)
  • Washed Out (0%, 0 Votes)

Total Voters: 141

Loading ... Loading ...