Tag Archive | "Tokyo"

Rhythm of Tokyo (feat. Pet Shop Boys-Love Etc.)

Tags: ,


Rhythm of Tokyo from Profwed on Vimeo.

Tokyo’da Korsan Tekno Parti ve Elvisler!!!

Tags:


japan10-07.1193542980.techno-outfitTokyo’dan döneli çok oldu ama halen sayıklamalarım devam ediyor. Fotoğraflara, videolara baka baka iç geçiriyorum. Kısa videolarımı sizlerle de paylaşmak istedim…

Tokyo ile ilgili detaylı notları ve fotoğraflarımı şu linklerde bulabilirsiniz:

*Notlar

*Fotolar-1

*Fotolar-2

*Fotolar-3

*Fotolar-4

*Fotolar-5




Notlar ve fotoğraflar dışında bir iki de minik video paylaşmak istiyorum. Videolar 4 Nisan pazar günü Yoyogi Park’ta çekildi. Bir kısmı Tokyo’nun “Elvis”lerinin danslarına ait. Evet, yanlış okumadınız. Bu Elvis lookalike’lar her Pazar Yoyogi Park’ın girişindeki meydanda buluşup saatlerce dans ediyorlar. Dansa dahil olmak istiyorsanız, grubun bir kaç elebaşısı var, onlardan izin istiyorsunuz. Videodaki “normal” kıyafetli hanımlar mesela dans sonradan dahi olan kişiler. Çantalarını yere koyup, başlıyorlar rock’n roll’a! Grubun liderlerinin (!!) ellerinden ise viski ve kanyak şişeleri eksik olmuyor.

Tekno dans videoları da yine aynı parkta çekildi. Sakura kutsamasının yapıldığı Pazar günü Yoyogi Park’ın farklı bölgelerinde soundsystem’ler kuruluyor ve birden bire tekno-house partiler başlıyor. Polis gelip birisinin sesini kapattırdığında bir başka yerde parti başlıyor. Ses sistemleri ve dj’ler çok iyi! İnanılmaz cool bir tekno set çıkardılar, 1 saati aşkın bir süre bizi hipnotize ettiler. Videolar bunu layıkıyla yansıtamasa da milyonlarca sakura çiçeğinin altında yüksek bpm’li teknoyla dans etmek eşsiz bir deneyimdi.

Yoyogi Park’ta (Tokyo) Unutamadığım Bir Pazar (4 Nisan) from murat abbas on Vimeo.

Yoyogi Park’ta (Tokyo) Korsan Tekno Parti ( 4 Nisan ) from murat abbas on Vimeo.

Untitled from murat abbas on Vimeo.

Tokyo Elvis lookalikes-2 from murat abbas on Vimeo.

Untitled from murat abbas on Vimeo.

Tokyo Fotolarım-5 (Son)

Tags:


Fotoğraflarla ilgili notlar:

*İlk üç fotoğraf İmparator’un malikanesi ve etrafına ait.

*Sonraki iki fotoğraf metro vagonlarında çekilde. Tokyo’da metro vagonlarının içi salkım saçak reklam/ilan sayfalarıyla dolu.

*”Ghibli Museum” yazan fotoğraf ünlü anime/manga çizeri Hayao Miyazaki’nin evinin müze şekline çevilmiş mekana giden shuttle’da çekildi.

*Sarı mini otobüs Ghibli Müze’sine ring seferi yapıyor. Tokyo’nun merkezinden trenle Mitaka’ya geliyorsunuz. Yaklaşık 40dk sürüyor. Mitaka’dan bu shuttle’larla 15 dk’da Ghibli Müzesi’ne ulaşıyorsunuz. Müzenin iç mekanlarında fotoğraf çekmek kesinlikle yasak.

*Ghibli Müzesi’nin etrafı da “sakura” ağaçlarıyla bezeli parklarla çevrili. Görüntü müthiş!

*Yemek tabaklarının olduğu fotoğraftaki yiyecekler “gerçek” değil. Tokyo’da yemekler, restaurantların camekanında bu plastik canlandırmalarla sergileniyor. Bu plastik “yemek”ler ciddi bir endüstri olmuş Tokyo’da. Bana çok itici gelen bir uygulama.

*Noel Gallagher’ın olduğu fotoğraf Amerikalılar tarafından işletilen ve rağbet gören Gerenimo Bar’a ait. Burası tam bir içme, dağıtma mekanı. 15 adet shot yaptığınızda veya ısmarladığınızda isminizin olduğu plaket duvara çakılıyor. 40-50 kişilik, güzel, “commercial” rock parçaların çaldığı bir bar. Noel’le birlikte fotoğrafı olan yaşı hafiften geçkince ama mihrabı yerinde olan hanfendi Gerenimo’nun barmaidi. Barın tepesi, içip, dağıtan kızların, çıkarıp astıkları sutyenlerle dolu! Tokyo’ya yolunuz düşerse mutlaka gidiniz!

*Tokyo’da yabancı dergi bulmak neredeyse imkansız gibi. “Tarzan” çok rağbet gören, yerel dergilerden.

*”am/pm” isimli market metro istasyonundan otelimize gelirken, tünelde konuşlanan ve 24 saat hizmet veren bir cankurtaran. İçinde yok yok!

*”Women only” yazan fotoğraf metro istasyonundaki kimi zeminlere ait. Sabah ve akşam “peak” zamanlarda metrolarda kadınları “elleme” yaygın olduğundan, bu saatlerde ön vagonlar sadece kadınlara ait.

*Köpek heykelinin hikayesi şöyle; köpeğin ismi Hachiko. Shibuya meydanında, bu tatlı arkadaşımızın her akşam sahibini beklediği metro çıkışına da Hachiko ismi verilmiş. Bir profesorun köpeği ve her akşam iş çıkışında adamı karşılamaya oraya geliyor. Profesör ölüyo ve senelerce köpek kendisi ölene kadar yine her akşam metro çıkışına gelip sahibini bekliyor. İşte bu “vefakar” dostumuzun anısı halen böyle yaşatılıyor.

Kendisiyle ilgili daha detaylı bilgi için tıklayınız.

*Tower Records bugüne kadar hayatımda görmüş olduğum en muhteşem müzik, sinema ve kitap dükkanı. Shibuya’daki 7 katlı bu dükkanın her katında saatlerinizi harcayabilirsiniz. İngilizce sinema ve müzik kitaplarının bulunduğu kat rüya gibi. İngiltere’de dahi böylesine büyük bir arşiv görmedim. Tower Records’a aşık oldum!

*”Tokyu Hands” mağazası Tokyo’nun farklı semtlerinde yer alan bir “deli” mağazası! Dükkanın içinde yok yok! Fiyatlar biraz tuzlu. Ama içine girdiniz mi çıkabilmeniz pek olası değil.

*Altlardaki kırmızı bir objenin yer aldığı otel lobisinin hemen üstündeki bina Lost in Translation’ın çekildiği Park Hyatt otelinin de içinde bulunduğu bir gökdelen. 52 katlı bu gökdelenin 39-52.inci katları Park Hyatt. Filmdeki meşhur bar (New York Bar) otelin son katı olan 52. katta. Manzara inanılmaz!

DSC00724

DSC00725

DSC00729

DSC00730

DSC00731

DSC00732

DSC00733

DSC00735

DSC00736

DSC00738

DSC00739

DSC00741

DSC00742

DSC00745

DSC00746

DSC00747

DSC00748

DSC00750

DSC00751

DSC00753

DSC00755

DSC00756

DSC00763

DSC00777

DSC00779

DSC00780

DSC00781

DSC00783

DSC00784

DSC00785

DSC00839

DSC00840

DSC00841

DSC00842

DSC00843

DSC00846

DSC00847

DSC00848

DSC00852

DSC00853

DSC00854

DSC00855

DSC00856

DSC00858

DSC00863

DSC00865

Tokyo Fotolarım-1

Tags:


2-11 Nisan tarihleri arasındaki Tokyo seyahatimde çektiğim fotoğrafların ilk kısmını sizlerle paylaşıyorum; gerisi de gelecek. Tokyo seyahat notlarım ise şurada.
Fotolarla ilgili notlar:

*İlk foto Tokyo’ya ayak basar basmaz havaalanında çektiğim ilk fotoğraf.

*İkinci foto kaldığımız otelin lobisi.

*Dördüncü foto “Electric Town”daki çılgın teknoloji marketlerinden birisi. İçerideki gürültü inanılmaz.

*Metro haritalarında İngilizce yönlendirmeler mevcut.

*Tapınakta (Meiji Shrine Tapınağı) rahiplerin yürüdüğü foto bir düğün seramonisi.

*Renkli varillerin olduğu fotoğraftaki variller şarap fıçıları.

*”Freak” kıyafetli kızlar Tokyo’nun meşhur “Harajuku” kızları. Pazar günleri Harajuku meydanı’nda toplanıyorlar. Yüzlercesi etrafta ve herkesle foto çektiriyorlar.

*Elinde sigarayla gözüken hanfendi Horasan Türkleri’nden Yeşim.

*Yeşim hanımın hemen altında başlayan fotolar ise Tokyo’nun Elvis’lerine ait. Onlar da pazar günleri Yoyogi Park’ta toplanıp, rock’n roll ayini yapıyorlar.

DSC00547

DSC00549

DSC00552

DSC00556

DSC00559

DSC00564

DSC00566

DSC00573

DSC00576

DSC00577

DSC00578

DSC00579

DSC00580

DSC00583

DSC00584

DSC00585

DSC00586

DSC00587

DSC00588

DSC00590

DSC00591

DSC00592

DSC00592

DSC00593

DSC00594

DSC00596

DSC00598

DSC00599

DSC00600

DSC00561

DSC00555

DSC00553

Tokyo Gezi Notları

Tags:


DSC00566BIG IN JAPAN


Uzun zamandır hayalini kurduğum bir seyahati en nihayetinde Nisan ayında gerçekleştirebildim ve Tokyo’ya gittim. Maceramız 2 Nisan akşamüstü THY uçağının tekerleklerinin yerden kesilmesiyle başlamış bulundu. Direkt 11.5 saatlik bir yolculuğun ardından Tokyo’ya vardık. Vize derdinin olmaması güzelliğinin yanı sıra havaalanından çıkışımız da gayet hızlı ve kolay oldu. Otele vardığımızda Londra otellerinin düşük standartlarına alışmış bir kişi olarak ilk şoku yaşadım. Otel, konakladığımız sekiz gece boyunca binanın tasarımı, lobisinin ihtişamı, bir yürüyen merdiven uzaklıktaki metro durağı,her gün ütülenmiş, jilet gibi pijamaları, odalardaki ısı ayarlı klozet detaylarına kadar aldığı her kuruşun hakkını fazlasıyla verdi. İşte, kısa notlarla Tokyo seyahati…


Dolls ve Lost in Translation filmlerini seyrettikten sonra “cherry blossom” (kiraz çiçeklerinin açması hadisesi) ve Tokyo ciddi bir takıntı olmuştu. Bu takıntıyı çözebilmek ve hayata geçirebilmek adına aylar boyunca yapmış olduğumuz ön hazırlıklar sonrası Nisan başında Samuraylar ülkesine adımımızı attık. Bu arada, bu ülkeye ve şehre gelmeden önce ciddi bir hazırlık yapmak şart.

“Cherry blossom” mevsimi Nisan başına denk geliyor.Tokyo‘ya Nisan’ın ikinci haftası giderseniz bu müthiş hadiseyi kaçmış oluyor.

Japonya’ya gitmenin güzelliklerinden birisi de vize olmaması. Uçağa atlıyorsunuz, yaklaşık 12 saatlik non-stop bir yolculuğun ardından elinizi kolunuzu sallayarak ülkeye giriyorsunuz.

Uçakta business sınıfında değilseniz veya “exit” koltuklarda oturmuyorsanız ve de rahat uyuyabilen bir tip değilseniz sinir krizi geçirmeniz an meselesi demektir.

Tokyo’da iki farklı metro şirketi var.Durakları,hatları,biletleri farklı.Moskova’yla birlikte dünyanın en büyük iki metro ağından birisi olan Tokyo’da rahat etmek istiyorsanız,havaalanından ayrılmadan “Suica Card” alınız.Hem iki metro şirketinde birden geçiyor hem otobüslere biniyorsunuz hem de kimi yiyecek-içecek otomatlarında para yerine geçiyor.

Metro sistemi gece saat 01.00′de kapanıyor, sabah 05.00′te yeniden çalışmaya başlıyor.İngilizce biliyorsanız probleminiz yok.Aksi takdirde işiniz Allah’a kalmış.

Mümkün mertebe Tokyo’da taksiye binmeyiniz.Aksi takdirde, uzun mesafe olmasa bile servet ödemeniz işten bile değil.

Tokyo’da otellerin standardı bir hayli yüksek.Londra otelleriyle kıyaslandığında bu otellerin standardını en az beşle çarpmak lazım.Müthiş tasarımlar,inanılmaz büyük binalar,konforun her türlüsü.Banyolardaki klozetler ısıtmalı (derecesini siz ayarlıyorsunuz), sesli (!), mentollü.

Tokyo çok pahalı bir şehir olmasına rağmen otel fiyatları göreceli olarak makul denebilir. Bina altlarında metro sistemi olan otelleri seçmeniz hayatınızı kolaylaştıracaktır.

Yanınızda ciddi miktarda nakit para götürmeniz şart. Bu para cinsinin de Japon Yen’i olması faydanıza. Doları yene çevirirken ciddi kayba uğruyorsunuz. Her yerde kredi kartı geçmeyebiliyor.

Tokyo muhtemelen yeryüzündeki en güvenli şehirlerden birisi, hatta en önde geleni desek yalan söylemiş olmayız. Akşamın saat 10′unda metrolarda yolculuk yapan on yaş civarı çocuklara rastlayabiliyorsunuz.

Japonya’da kimse kimseye bakmıyor, asla göz teması kurmuyorlar. Tokyo’d kaldığım dokuz gün boyunca kafelerde, restaurantlarda etrafa bakınan, diğer masaları “kesen” bir tek kişiye dahi denk gelmedik. Kültürel olarak başkalarına bakmak ayıp sayılıyormuş.

Hemen herkes inanılmaz kibar, saygılı ve şok edici derecede yardımseverler. Sorunuza tam cevabı verinceye veya sorununuzu çözünceye kadar çabalıyorlar. Durakta bekleyen birisine bir yol sorduğunuzda yürüme mesafesi yarım saat bile olsa sizi oraya götürmeden rahat etmiyorlar.

Japonların -galiba- 98%’i “skinny”. Zayıflar, şıklar, bakımlılar. Dokuz gün boyunca gözlerime inanamadım. Garip bir şekilde kellik te Japonya’ya uğramamış gözüküyor. Kadınların ciltleri “mermer” gibi. Sivilce diye bir şeyle tanışmamışlar.

Yemek mevzusu hassas mideleri zorlayacak bir problem. Et ve tavuk yemeklerini ağır bir yağda kızarttıkları için yemesi de, hazmı da zor.

Sebze yemeği bulmak pek kolay değil. Sushiler İstanbul’dakilerden farklı, herkesin yiyebileceği şeyler değiller. Dünya mutfağı veya fast food mızmız bünyeler için bulunmaz nimet olabiliyor.

Yeme, içmeye ciddi bir bütçe ayırmanız şart. Asmalımescit’teki ortalama bir lokanta ayarında bir yerde, akşam yemeği için minimum 80 tl bırakıyorsunuz.

Japon biraları harika. Hafif, lezzetli ve içimleri kolay. Favori biram Asahi’ydi.

Kiraz çiçeklerinin şehre kazandırdığı sürreel  atmosfere şahitlik etmek hakikaten inanılmaz bir deneyim. Nisan’ın ilk Pazar’ı, içinde yaklaşık 100 bin kiraz ağacı bulunduran Meiji Shrine parkındaki eğlencelere (hanemi deniyor) katılmak paha biçilmez bir mutluluk.

Meiji Shrine’ın girişindeki Tokyo’lu Elvis’lerin rock’n roll şovlarını seyretmek, bu parka gelmeden Harajuku semtindeki “Harajuku Kızları”nı seyretmek, yine Meiji Shrine’da, binlerce kiraz ağacının arasında korsan tekno partilerde dans etmek insana kendisini adeta bir film setinde hissettiriyor.

Tüm caddeler, yan yollar, sokaklar inanılmaz düzgün. Çukur, asfalt yaması, tümsek gibi şeyleri görmek imkansız. Caddeler ziyadesiyle geniş. Hemen her yer gerçek olamayacak kadar temiz ve bakımlı. Yerlerde en ufak bir çöp görebilmek imkansız.

“Merkez” diye adlandirabileceğimiz en az on bölge mevcut. Binaların ihtişamı göz kamaştırıcı. Hayatımızda ilk defa, bir yabancı şehirden İstanbul’a dönüşte, İstanbul gözümüze gayet küçük ve pejmurde geldi. Bu etki halen de geçmiş değil. Şehirler liginde Tokyo bambaşka bir klasmanda, belki de sadece kendisiyle yarışıyor.

“Electric Town” isimli bölgeyi anlatmak konusunda -klişe tabirle- kelimeler kifayetsiz kalır. Bilim kurgu filmlerinde zaman zaman denk geldiğimiz, her köşeden inanılmaz seviyelerde anime müzikleri duyduğunuz, çığırtkanların teyatral bir şekilde gökyüzüne bağırdıkları, gerçeküstü bir anime ve elektronik eşya cenneti! Başınızın dönmemesi imkansız. Bu bölgeye “Manga Mecca” da deniyor. En masum mangalardan en sapkınına, hepsi yan yana ve yüzbinlerce!

Tokyo’ya gitmişken tabii tapınakları ziyaret etmemek olmaz. Tapınakların yapıları kadar içlerinde gerçekleşen düğün seramonileri de çarpıcı. Rahiplerin ve düğüne gelen aile fertlerinin şıklıkları göz kamaştırıcı.

Büyük çizgi üstadı Hayao Miyazaki’nin kurmuş olduğu Ghibli Stüdyo’sunun müzesi Tokyo’nun hafiften dışında bir bölgede. Bu müze anime fanları için adeta bir “telli baba” fonksiyonu görüyor.

Lost in Translation filminin çekildiği otel Shinjuku bölgesinde yer almakta ve ismi Park Hyatt; biraz ötesindeki Hyatt Regency ile karıştırmamak gerekiyor. yerini bulmak o kadar kolay değil. 52 katlı bir binanın 39 ila 52. katları arasında yer alan otelin meşhur barının ismi ise New York Bar. Hani şu Scarlett Johansson ve Bill Murray’in tanışıp, içki içtikleri bar. Biz de 52. katta, muhteşem bir panaromik Tokyo manzarasına bakarak şampanyamızı ve espresso martinimizi yudumlanın gururunu ve mutluluğunu yaşadık elbet!

Kabaca “atari salonu” diyebileceğimiz oyun merkezlerinin Japonların oyun oynama manyaklığına cevap vermesinin dışında, bir fonksiyonu da evine erken gitmesi ayıp karşılanacak (iş çıkışı patronlarla yemek yemek erkekler için evdeki karılarının gözünde değer kazanmak bakımından çok önemliymiş) erkeklerin vakit geçirebilecekleri yerler olmasıymış.

Müzik tutkunları için Shibuya’daki Tower Records 7 katlı bir cennet. HMV’lerle kıyaslandığında çok daha karakterli bir dükkan olan Tower Records’un sinema ve müzik kitaplarının olduğu katta saatlerinizi geçirebilir, zaman duygunuzu yitirebilirsiniz.

Tokyo’yla ilgili anlatılacak o kadar çok şey var ki bunları kısa bir yazıda özetlemek neredeyse imkansız. Siz iyisi mi kendinize bir güzellik yapın ve bu düşler ülkesini mutlaka ziyaret edin. Pişman olmanız imkansız.

Not: Tokyo fotoğraflarını daha sonra yükleyeceğim.



 

Tek derdimiz

2012 yaz/sonbaharında Türkiye'de konser vermesini istediğiniz isim kimdir?

  • Red Hot Chili Peppers (15%, 21 Votes)
  • Two Door Cinema Club (14%, 20 Votes)
  • The Cure (13%, 18 Votes)
  • Foo Fighters (11%, 16 Votes)
  • Beirut (11%, 15 Votes)
  • Sigur Ros (9%, 13 Votes)
  • The Killers (9%, 12 Votes)
  • The XX (8%, 11 Votes)
  • Portishead (7%, 10 Votes)
  • The Black Keys (7%, 10 Votes)
  • Metronomy (7%, 10 Votes)
  • Florence and The Machine (6%, 9 Votes)
  • Placebo (5%, 7 Votes)
  • The Vaccines (5%, 7 Votes)
  • Feist (4%, 6 Votes)
  • Justice (4%, 6 Votes)
  • M83 (4%, 5 Votes)
  • Deadmau5 (4%, 5 Votes)
  • Gotye (3%, 4 Votes)
  • Green Day (3%, 4 Votes)
  • Amon Tobin (3%, 4 Votes)
  • Keane (3%, 4 Votes)
  • Warpaint (3%, 4 Votes)
  • Jessie J (3%, 4 Votes)
  • The Cranberries (3%, 4 Votes)
  • SBTRKT (2%, 3 Votes)
  • Kanye West & Jay Z (2%, 3 Votes)
  • Wild Beasts (2%, 3 Votes)
  • The Big Pink (2%, 3 Votes)
  • Bon Iver (2%, 3 Votes)
  • Lana Del Rey (2%, 3 Votes)
  • Guns'n Roses (2%, 3 Votes)
  • Garbage (2%, 3 Votes)
  • Ellie Goulding (1%, 2 Votes)
  • Prince (1%, 2 Votes)
  • Swedish House Mafia (1%, 2 Votes)
  • Zaz (1%, 2 Votes)
  • Alicia Keys (1%, 2 Votes)
  • Parov Stelar (1%, 2 Votes)
  • Squarepusher (1%, 2 Votes)
  • Michael Buble (1%, 1 Votes)
  • Caro Emerald (1%, 1 Votes)
  • Example (1%, 1 Votes)
  • Norah Jones (1%, 1 Votes)
  • Metric (1%, 1 Votes)
  • Orbital (1%, 1 Votes)
  • Kimbra (1%, 1 Votes)
  • Katy B (1%, 1 Votes)
  • Laura Marling (1%, 1 Votes)
  • Mika (1%, 1 Votes)
  • Oi Va Voi (0%, 0 Votes)
  • Magnetic Man (0%, 0 Votes)
  • Washed Out (0%, 0 Votes)

Total Voters: 141

Loading ... Loading ...